BURSA

Nilüfer’de Kadın Ve Çocuk Hakları Panelde Ele Alındı

Nilüfer Belediyesi ve Nilüfer Kent Konseyi’nin düzenlediği panelde kadınların haklara erişimi, şiddetin görünmeyen türleri ve çocukların adalete ulaşma sürecinde yaşadığı sorunlar konuşuldu.

Nilüfer Belediyesi ile Nilüfer Kent Konseyi (NKK) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında “Kadınların ve Kız Çocuklarının Haklara Erişimi: Hukuki ve Psikososyal Mekanizmalar” başlıklı bir panel düzenledi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen panele Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir, NKK Genel Sekreteri Elifhan Köse Çal ve çok sayıda kadın katıldı.

Şiddet Sadece Fiziksel Değil

Panelde konuşan Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden avukat Ceren İlgen, şiddetin çoğu zaman yalnızca fiziksel olarak algılandığını belirterek bunun doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi. Psikolojik, ekonomik, cinsel ve dijital şiddetin de yaygın olduğunu ifade eden İlgen, özellikle psikolojik şiddetin fark edilmesi ve ispatlanmasının oldukça zor olduğunu vurguladı.

“Kadının beyanı esastır” ilkesinin toplumda yanlış yorumlandığını dile getiren İlgen, bu ilkenin bir ceza hükmü anlamına gelmediğini belirtti. İlgen, bir kişinin koruma talebinde bulunması durumunda hızlı şekilde tedbir alınması ve soruşturma başlatılması gerektiğini ifade etti.

Damgalanma Korkusu

Bursa Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nden avukat Zeynep Yazıcı ise çocukların şikâyetçi olması durumunda aile içi suçlama veya okul çevresinde damgalanma korkusu yaşayabildiğini söyledi. İstismar durumlarında çocuğun farklı kişilere defalarca ifade vermek zorunda kalmasının yeni travmalar doğurduğunu belirten Yazıcı, çocukların polis merkezlerinde değil, uzmanların görev yaptığı Çocuk İzlem Merkezlerinde (ÇİM) ifade vermesi gerektiğini dile getirdi.

“Çocuğun Rızası” Kavramı Yoktur

Nilüfer Belediyesi Eşitlik Birimi’nden klinik psikolog Özlem Akdağ ise konuşmasında çocuk istismarı konusunda “çocuğun rızası” kavramının geçerli olmadığını vurguladı. İstismarın temelinde bir güç dengesizliği bulunduğunu belirten Akdağ, öğretmen-öğrenci ya da işveren-çalışan ilişkilerinde olduğu gibi statü farkının gerçek bir rızadan söz edilmesini engellediğini ifade etti.

Tehdit altında insanların “savaş, kaç veya don” tepkileri verebildiğini anlatan Akdağ, çocuğun istismar sırasında tepki verememesinin rıza anlamına gelmediğini söyledi. Failin çoğu zaman çocuğun tanıdığı ve güvendiği kişilerden biri olduğunu belirten Akdağ, istismarın geç dile getirilmesinin de yalan anlamına gelmeyeceğini vurguladı. Akdağ, “Bir çocuk istismarı anlatıyorsa bu büyük bir fırsattır. Önce inanmak, ardından süreci doğru şekilde değerlendirmek gerekir” ifadelerini kullandı.